Rafine Hukuk

RAFINE HUKUK
Çevre Hukuku ve Sürdürülebilirlik Işığında Ülkemiz ve Dünyadaki Gelişmeler – Rafine Hukuk

Çevre Hukuku ve Sürdürülebilirlik Işığında Ülkemiz ve Dünyadaki Gelişmeler

Özet.

Bu yazıda, çevre hukuku ve sürdürülebilirlik kavramlarına odaklanılmıştır. Çevre hukuku, doğayı koruma ve doğal kaynakları sürdürülebilir bir şekilde kullanma amacıyla oluşturulan yasal düzenlemeleri içerir. İklim değişikliği, doğal kaynakların korunması ve atık yönetimi gibi konular çevre hukukunun ana odak noktalarıdır. İklim değişikliği, dünya genelinde sıcaklık artışı, hava koşullarındaki değişiklikler ve doğal afetler gibi sorunlara neden olur. Paris Anlaşmasının çevre hukuku bakımından önemine değinilmiştir. Çevre hukuku ile ilgili çalışma yapan uluslararası örgütler açıklanmıştır. Türkiye’de çevre hukuku ihlalleri ve doğaya verilen zararlar da ele alınmıştır. Son olarak, Türkiyenin taraf olduğu uluslararası antlaşmalar ve çevre hukuku ile ilgili kanuni düzenlemeler de açıklanmıştır. Çevre hukuku ve sürdürülebilirlik, doğayı koruma ve gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğu yazımızda vurgulanmıştır.

Anahtar kelimeler: Çevre Hukuku, Sürdürülebilirlik, İklim Değişikliği, Doğal Kaynaklar, Atık Yönetimi, Türkiye’deki Çevre Hukuku İhlalleri, Paris Anlaşması, Uluslararası Anlaşmalar, Sera Gazı Emisyonları Aarhus Sözleşmesi, Espoo Sözleşmesi, Biyogüvenlik Kanunu, Montreol Protokolü, Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN), Dünya Çevre ve Doğal Kaynaklar Enstitüsü (WRI), Avrupa Çevre Ajansı (EEA), Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP), Çevresel ve Sosyal Sorumluluk Bildirimi (Ceres), Uluslararası Çevresel Hukuk Komisyonu (IELC).

Summary.

This article focuses on environmental law and sustainability concepts. Environmental law encompasses the legal regulations created to protect nature and sustainably use natural resources. Key areas of environmental law include climate change, conservation of natural resources, and waste management. Climate change leads to global issues such as temperature rise, changes in weather patterns, and natural disasters. The importance of the Paris Agreement in environmental law is highlighted. International organizations working on environmental law are mentioned. Environmental law violations and damage to nature in Turkey are also discussed. Finally, international treaties Turkey has ratified and legal regulations related to environmental law are explained. The article emphasizes the responsibility of environmental law and sustainability in preserving nature and leaving a livable world for future generations.

Keywords: Environmental Law, Sustainability, Climate Change, Natural Resources, Waste Management, Environmental Law Violations in Turkey, Paris Agreement, International Treaties, Greenhouse Gas Emissions, Aarhus Convention, Espoo Convention, Biosafety Law, Montreal Protocol, International Union for Conservation of Nature (IUCN), World Resources Institute (WRI), European Environment Agency (EEA), United Nations Environment Programme (UNEP), Corporate and Social Responsibility Reporting (Ceres), International Environmental Law Commission (IELC).

Giriş.

Günümüzde çevre hukuku ve sürdürülebilirlik kavramları, insanların doğayı koruma ve gelecek nesiller için yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğunu anlamaları açısından büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde yaşanılan çevre katliamlarının hukuki boyutlarını araştırmak istediğimden ötürü çevre hukukunun önemini anlatan ve bu alanı sizlere yüzeysel biçimde tanıtmak adına bu yazıyı kaleme almak istedim. İklim değişikliği gibi küresel sorunlar, doğal kaynakların tükenmesi ve çevre kirliliği gibi yerel sorunlar, çevre hukukunun temel odak noktalarıdır. Bu yazıda bu kavramları araştırıp tanımlayacak ve çevre hukukuyla ilgili yapılan ve yapılabilecek hukuki konuları ele alacağız. Ayrıca son zamanlarda dünyada meydana gelen iklim olaylarına da değinecek ve Türkiye’deki çevre hukuku ihlallerini ve doğaya verilen zararları anlatacağız.

Çevre hukuku nedir?

Çevrenin korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılması için oluşturulan yasal düzenlemelerin bütünüdür. Bu hukuki düzenlemeler, çevresel etkileri minimize etmek, biyolojik çeşitliliği korumak, atık yönetimi, hava ve su kirliliği gibi çevresel sorunları ele almak için tasarlanmıştır. Ayrıca, çevre hukuku, çevresel etkileri değerlendirmek, çevresel izinler vermek ve çevresel ihlalleri cezalandırmak gibi konuları da içerir. Ülkeler, uluslararası anlaşmaları onaylayarak ve kendi hukuki düzenlemelerini yaparak iklim değişikliği ile mücadelede sorumluluk taşırlar. Örneğin 2015 yılında kabul edilen Paris Anlaşması gibi uluslararası anlaşmalar, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve sürdürülebilir enerji kullanımı gibi hedefler belirlemiştir.

Paris Anlaşması, çevre hukukuna büyük bir katkı sağlayan ve önemli bir dönüm noktası olan uluslararası bir anlaşmadır. İşte Paris Anlaşması’nın çevre hukukuna katkısı ve önemi:

1. İklim Değişikliği ile Mücadele: Paris Anlaşması, iklim değişikliği ile mücadelede uluslararası bir çerçeve oluşturur. Anlaşma, küresel sıcaklık artışını 1.5°C ile sınırlama hedefini içerir. Bu, dünya genelinde iklim değişikliğinin etkilerini minimize etmeyi amaçlar.

2. Sera Gazı Emisyonlarının Azaltılması: Paris Anlaşması, ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma taahhütleri sunmalarını gerektirir. Her ülke kendi ulusal katkısını belirler ve bu katkıları düzenli olarak günceller. Bu, sera gazı emisyonlarının kontrol altına alınması için önemli bir adımdır.

3. Adillik İlkesi: Anlaşma, adillik ilkesini vurgular. Gelişmekte olan ülkeler, endüstrileşmiş ülkelerin sorumluluğunu paylaşırken, kalkınma hedeflerini sürdürebilir bir şekilde gerçekleştirmelerine yardımcı olacak finansal ve teknolojik destek alır.

4. Çevresel Adalet: Paris Anlaşması, çevresel adaleti teşvik eder. Anlaşma, ülkelerin çevresel etkileri değerlendirmelerini ve toplumların katılımını destekler. Ayrıca, iklim değişikliği ile mücadelede hukuki yolların açık ve erişilebilir olmasını sağlar.

5. Uluslararası İşbirliği: Anlaşma, uluslararası işbirliğini teşvik eder. Ülkeler arası bilgi ve teknoloji transferini kolaylaştırır ve iklim değişikliği ile mücadelede ortak çabaları teşvik eder.

6. Kapsayıcılık: Paris Anlaşması, tüm ülkeleri kapsayan bir yaklaşım benimser. Hem gelişmiş ülkeler hem de gelişmekte olan ülkeler anlaşmanın tarafıdır ve her biri kendi yetenekleri doğrultusunda katkı sunar.

Paris Anlaşması, iklim değişikliği ile mücadelede uluslararası bir dayanışma ve eylem çağrısıdır. Küresel çevre hukukunun gelişimine önemli bir katkı sağlar ve iklim değişikliği ile mücadelede uluslararası işbirliğini teşvik eder. Bu anlaşma, çevre hukukunun evrimsel bir adımını temsil eder ve dünya genelinde iklim değişikliği ile mücadelede ortak bir çerçeve sağlar. Ayrıca, sürdürülebilirlik ilkesini vurgulayarak doğanın ve gelecek nesillerin korunmasına yönelik bir taahhüt sunar.

İklim değişikliği, son yıllarda dünyada giderek artan bir endişe kaynağı haline gelmiştir. Günümüzde en önemli çevresel sorunlardan. İklim değişikliği, sera gazı emisyonlarındaki artış nedeniyle dünya genelinde sıcaklık artışına ve hava koşullarında belirgin değişikliklere yol açmaktadır. Bu durum, deniz seviyelerinin yükselmesi, kuraklık, sel ve kasırga gibi doğal afetlerin artması gibi bir dizi olumsuz etkiye neden olmaktadır. Çevre hukuku, sera gazı emisyonlarını azaltmak için düzenlemeler yapmak, temiz enerji kaynaklarının kullanımını teşvik etmek ve iklim değişikliğiyle mücadele etmek için hukuki düzenlemeler yapıp uluslararası anlaşmalarda da bu konuda düzenleme yapmaya olanak sağlar.

Doğal kaynakların korunması da çevre hukukunun önleyici faaliyetlerinin önemli bir parçasıdır. Dünya nüfusu ve endüstriyel faaliyetlerin artmasıyla birlikte doğal kaynakların tükenmesi, aşırı su kullanımı ve biyolojik çeşitlilik azalmasının önüne geçmeye çalışır. Çevre hukuku, ormanların korunması, su kaynaklarının sürdürülebilir kullanımı, deniz ve kıyı alanlarının korunması gibi konuları da ele alarak doğal kaynakların sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Bu hukuki düzenlemeler, doğal kaynakların etkin bir şekilde yönetilmesini ve gelecek nesillere aktarılmasını sağlamaktadır.

Atık yönetimi de çevre hukukunun önemli bir alanıdır. Endüstriyel atıklar, evsel atıklar ve tehlikeli atıklar gibi farklı türlerde atıklar, çevreye ciddi zararlar verebilir. Çevre hukuku, atık üreten kuruluşların atıklarını kontrol altına almasını, geri dönüşümü teşvik etmesini ve atıkların çevreye zarar vermeden bertaraf edilmesini sağlamayı amaçlar. Bu hukuki düzenlemeler, atık yönetimi alanında standartlar belirlemekte ve atık üreten kuruluşların sorumluluklarını belirlemektedir.

Son yıllarda dünyada meydana gelen iklim olayları, çevre hukuku ve sürdürülebilirlik konularının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermiştir. Orman yangınları, seller, kuraklık ve kasırgalar gibi olaylar, iklim değişikliğinin etkilerini açıkça göstermektedir. Bu olaylar, doğal ekosistemlere, tarım alanlarına ve insanların yaşam alanlarına zarar vermektedir. Bu nedenle, çevre hukuku ve sürdürülebilirlik kavramlarına daha fazla önem verilmeli ve bu konularda daha fazla çalışma yapılmalıdır.

Çevre hukuku ile ilgili ve uluslararası düzeyde çalışmalar yapan etkinlik gösteren birkaç önemli uluslararası örgütü de sizler için sıralamak istedim:

  • Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP):

UNEP, Birleşmiş Milletler bünyesinde faaliyet gösteren ve çevresel sürdürülebilirliği teşvik etmeyi amaçlayan önemli bir örgüttür. UNEP, çevresel sorunlarla mücadele konusunda ülkeler arasında işbirliği yapar, çevresel politika ve yasaları destekler, çevresel projeleri ve inisiyatifleri koordine eder.

    • Avrupa Çevre Ajansı (EEA):

    EEA, Avrupa Birliği’nin (AB) çevre politikalarını desteklemek için kurulmuş bir ajandır. AB ülkelerinin çevre durumu hakkında bilgi sağlar, çevre gözlemi ve değerlendirmesi yapar, politika yapım süreçlerine katkıda bulunur.

      • Dünya Çevre ve Doğal Kaynaklar Enstitüsü (WRI):

      WRI, dünya çapında çevre ve doğal kaynaklar konularında araştırmalar yapar ve politika önerileri sunar. Sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, ormancılık, su kaynakları yönetimi gibi alanlarda çalışmalarını sürdürmektedir.

        • Çevresel ve Sosyal Sorumluluk Bildirimi (Ceres):

        Ceres, özel sektör şirketlerinin çevresel ve sosyal sorumluluklarını teşvik etmeyi amaçlar. Sürdürülebilir iş uygulamalarını teşvik eder, çevresel ve sosyal performansı değerlendirir ve yatırımcılarla iş dünyası arasında sürdürülebilirlik konusunda köprü görevi görür.

          • Uluslararası Çevresel Hukuk Komisyonu (IELC):

          IELC, çevre hukuku konusunda çalışan avukatlar ve hukuk uzmanları için önemli bir kaynak ve ağdır. Çevresel hukukun geliştirilmesi ve uygulanmasına katkıda bulunur.

            • Dünya Doğa ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği (IUCN):

            IUCN, doğal kaynakların ve biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalar yapar. Sürdürülebilir doğa koruma ve çevre politikaları konularında dünya genelinde etkinlik gösterir.

            Bu örgütler, çevre hukuku ve sürdürülebilirlik konularında çalışan birçok diğer uluslararası ve yerel kuruluşla birlikte çevresel sorunların çözümüne katkıda bulunmaktadır.

            Türkiye’deki Çevre Hukuku İhlalleri ve Doğaya Verilen Zararlar:

            Türkiye, doğal güzellikleri ve biyoçeşitliliği ile önemli bir ülke olmasına rağmen, çevre hukuku ihlalleri ve doğaya verilen zararlarla karşı karşıyadır. İnşaat faaliyetleri, orman tahribatı, su kirliliği ve atık yönetimi gibi sorunlar, Türkiye’nin çevre hukuku ile ilgili karşılaştığı zorluklardır. Özellikle Marmara Denizi’nin kirliliği ve su kaynaklarının aşırı kullanımı, son zamanlarda gündemde olan Akbelen Ormanları, bilinçli çıkarılan yangınlar gibi birçok örneğin var olması çevre hukuku ihlallerine yol açmıştır.

            Çevre hukukunun uygulama alanı bulabilmesinin ilk şartı hukuki düzenlemelerden önce toplumsal bilinçtir. Ülkemiz bu konuda da ne yazık ki sınıfta kalmıştır. Buna rağmen oluşturulan yasal düzenlemelerin bazılarını incelemeniz için ekliyorum.

            Türkiye’de Çevre Hukuku ile İlgili Kanuni Düzenlemeler:

            Türkiye’de çevre hukuku düzenlemeleri çeşitli yasal metinlerle belirlenmiştir. İşte bazı önemli kanunlar ve düzenlemeler:

            1. Çevre Kanunu (No. 2872): Türkiye’deki temel çevre mevzuatını düzenler. Atık yönetimi, hava kalitesi, su kirliliği, doğal kaynakların korunması ve çevre etki değerlendirmeleri gibi konuları içerir.

            2. Orman Kanunu (No. 6831): Ormanların korunması, sürdürülebilir yönetimi ve ormancılık faaliyetlerini düzenler.

            3. Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği: Su kaynaklarının korunması ve su kirliliği kontrolünü düzenler.

            4. Atık Yönetimi Yönetmeliği: Tehlikeli ve tehlikesiz atıkların toplanması, taşınması, geri dönüşümü ve bertarafını düzenler.

            5. Biyogüvenlik Kanunu (No. 5903): Biyoçeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kullanımı ve genetik kaynakların yönetimi ile ilgili düzenlemeleri içerir.

            İlgili kanun ve düzenlemelere ulaşmak için ilgili kanunun üzerine tıklayabilirsiniz.

            Türkiye de çevre hukuku alanında bir dizi uluslararası anlaşmaya taraf olmuştur.

            İşte Türkiye’nin taraf olduğu bazı önemli uluslararası çevre anlaşmaları:

            • Montreal Protokolü (Montreal Protocol on Substances that Deplete the Ozone Layer):

            1987‘de kabul edilen bu protokol, ozon tabakasının incelmesine neden olan kimyasalların üretimini ve kullanımını azaltmayı hedefler. Türkiye, bu protokole taraf olarak ozon tabakasının korunmasına katkıda bulunur.

            •    Rotterdam Sözleşmesi (Rotterdam Convention on the Prior Informed Consent Procedure for Certain Hazardous Chemicals and Pesticides in International Trade):

            1998’de kabul edilen bu sözleşme, uluslararası ticarette tehlikeli kimyasalların önceden bilgilendirilmiş onay prosedürünü düzenler. Türkiye, bu sözleşmeye taraf olarak tehlikeli kimyasalların uluslararası ticaretini düzenlemeyi kabul eder.

            • Çevresel Etki Değerlendirmesi Sözleşmesi (Espoo Sözleşmesi):

            1991’de kabul edilen bu sözleşme, sınır ötesi çevresel etki değerlendirmelerinin yapılmasını ve bu değerlendirmelerin diğer ülkelerle paylaşılmasını gerektirir. Türkiye, bu sözleşmeye taraf olarak sınır ötesi çevresel projelerin değerlendirilmesine katılır.

            • Aarhus Sözleşmesi (Aarhus Convention on Access to Information, Public Participation in Decision-making and Access to Justice in Environmental Matters):

            1998’de kabul edilen bu sözleşme, kamunun çevresel kararlarla ilgili bilgiye erişimini, katılımını ve hukuki yolları içerir. Türkiye, bu sözleşmeye taraf olarak çevresel karar süreçlerinde kamunun rolünü güçlendirir.

            • İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (United Nations Framework Convention on Climate Change – UNFCCC):

            1992’de kabul edilen bu sözleşme, iklim değişikliği ile mücadele konusunda uluslararası bir çerçeve sunar. Türkiye, bu sözleşmeye taraf olarak sera gazı emisyonlarını izler ve azaltma taahhütlerini yerine getirir.

            Türkiye, bu sözleşmelerin gerekliliklerini yerine getirmek ve uluslararası standartlara uygun çevre politikaları geliştirmek için iç mevzuatını da düzenlemektedir.

            Var olan kanunlar ve düzenlemelerin yeterliliği tartışmasından önce yeterlilik konusunda bile tartışmaya açık olan bu kanun ve düzenlenmelerin uygulanmasını tartışmaya açmak daha doğru olacaktır. Peki ne yapılmalı? Türkiye’nin çevre hukuku ihlalleri ile mücadelede daha fazla çaba sarf etmeli, mevcut düzenlemeleri daha etkili bir şekilde uygulamalı, sürdürülebilirlik ilkesini benimsemeli, denetim mekanizmaları güçlendirilmeli, kamuoyu bilinçlendirilmelidir ve doğal kaynakları koruma konusunda daha fazla özen göstermelidir. Hem Türkiye hem de dünya için bunları yapmalıyız. Çünkü çevre hukuku ve sürdürülebilirlik gelecek nesillere temiz bir dünya bırakma noktasında kritik bir öneme sahiptir.

            Ölümlü ve dünyaya muhtaç insanoğlu kendi sonunu kendi hazırlamakta. Doymak bilmeyen iştahlar ve kocaman aç gözler ile geleceğe dair pek bir miras bırakmama ve gelecek nesilleri yok etme konusunda ne yazık ki pek kararlılar.. İçerisinde birçok doğal güzelliği ve zenginliği barındıran güzel ülkemizin ve içinde bulunduğumuz dünyanın her gün yok oluşuna şahit etmek ve buna karşın pek bir şey yapamamak eminim ki hepimizi için için yiyordur. Çevre hukukunu bir hukukçudan ziyade yurttaş bilinci ile öğrenmek ve buna sahip çıkmak dünya vatandaşlığından önce milli bir vazife olarak akdedilmelidir benim nazarımda.

            DİĞER YAZILARIMIZ

            Genel

            Toplumsal Adalet ve Hukuk İlişkisi

            Toplumsal Adalet ve Hukuk ilişkisi Giriş. Toplumsal adalet, bir toplumun tüm bireylerine eşit haklar ve fırsatlar sağlayan bir kavramdır. Bu kavram, insanların adil bir şekilde

            Read More »
            Genel

            UCİM DERNEĞİ NEDİR?

            Bugün sizlere benim de bizzat gönüllüsü olduğum UCİM derneğinden bahsedeceğim. Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği “UCİM“ amacı; çocukların sağlıklı bir şekilde büyümesini sağlamak,

            Read More »
            Genel

            YAPAY ZEKA VE ROBOTLARIN HUKUKİ KİŞİLİĞİ MESELESİ

            ÖZET İnsansı ve yapay zeka bulunduran robotların hukuki kişilikleri tartışılmaya başlandığından beri, hukukçuların ve etikçilerin görüşleri oldukça farklıdır. Bazıları, insansı robotların hukuki kişiliklerinin tanınması gerektiğini

            Read More »
            Genel

            YAPAY ZEKA VE HUKUK

            Önümüzdeki yüzyılın ciddi bir aktörü yapay zekâ ve o teknolojiyi nasıl düzenlediğimiz olacak çünkü endüstriyel devrim de hukuki düzlemde ve sosyal anlamda birçok değişikliğe neden

            Read More »
            Genel

            İnsan Kusurunun Müeyyidesi Pitbullar!

             Gündemimizde olan, aslında hiçbir zaman çıkmayan, “Sokak hayvanları ve yasak ırk(!)” G.Antep’te bir çocuğun pitbull cinsi bir köpek tarafından saldırıya uğramasıyla maalesef bir kez daha

            Read More »